Rivayet edilir ki, sefere çıkan bir topluluk Ebu’l-Hasan Harakanî hazretlerine gelerek yolda karşılaşacakları tehlikelerden korunmak için kendilerine bir dua öğretmesini istemişlerdi. Ebu’l-Hasan onlara:– Yolda bir bela ile karşılaşırsanız beni hatırlayıp yardım isteyin, demiş.Fakat bu söz yolcuların hoşuna gitmemişti. Böyle yardım mı istenirmiş, diye düşündüler. Yola düşüp giderken soyguncular yollarını kesip saldırdılar. Birisi Harakanî hazretlerinin adını anarak himmet ve yardım istedi. O şahıs eşkiyanın gözünden kaçıp kurtulduğu halde diğerleri soyulmuştu. Olup bitenlere şaşıran yolcular şeyhin yanına döndükleri zaman kendi dualarının etkisi görülmezken, onun adıyla himmet isteyenin nasıl korunduğunu sordular. Harakanî hazretleri dedi ki:– Siz Allah’tan samimi olarak değil, adet yerine gelsin diye yardım istemişsiniz. Ebu’l-Hasan ise Allah’tan gerçekten yardım istedi. Siz Ebu’l-Hasan’ı hatırlarsanız o da sizin için Allah’a dua eder ve işiniz görülür. Adet yerine gelsin diye Allah’ı anarsanız beklenen fayda olmaz.Bir gece Ebu’l-Hasan Harakanî hazretleri “Bu gece falan yerde çatışma var, şu kadarını da yaraladılar.” demiş. Bir süre sonra haberin aynen doğru olduğu anlaşılmıştı. Gariptir ki aynı gece şeyh hazretlerinin oğlunu öldürüp başını kapının önüne atmışlar, bundan onun haberi olmamıştı. Şeyhin münkiri olan karısı:– Şu adama ne demeli! O kadar uzakta olanları haber veriyor da kapısının önünde oğlunun öldürüldüğünden haberi olmuyor, deyince Harakanî hazretleri dedi ki:– Evet öyledir. Fakat biz uzakta olanları gördüğümüz zaman aradaki perde kaldırılmıştı. Oğlumuzun ölümünde ise araya perde çekilmişti.Ebu’l-Hasan Harakanî’nin şöhretini duyan İbn Sina (ö.428/1037), onu ziyaret için Harakan’a gider Evini bulunca, karşısına çıkan karısına şeyhin ziyaretine geldiğini söyler. Kadın ise şeyhi inkar eden hırçın ve kıymet bilmez biridir. Der ki:– O adam sahtekârın tekidir. Sen boşuna yorulmuşsun, onu görmene gerek yok!Şeyhin oduna gittiğini öğrenen İbn Sina ormanın yolunu tutar. Bir de ne görsün, şeyh hazretleri odunları bir arslana yüklemiş geliyor. Gördüğüne şaşıran ziyaretçisinin eve uğrayıp geldiğini anlayan Harakanî hazretleri der ki:– Biz o evdekinin sabır yükünü çekmeseydik, arslan da bizim yükümüzü çekmezdi.Feridüddin Attar (terc. Süleyman Uludağ), Tezkiretü’l-Evliya (İst. 1985), s.696-704; Mevlâna (hazırlayan Amil Çelebioğlu), Mesnevî-i Şerif (İst. 2000), 6/395-415.
Yusuf YAVUZ
SEMERKAND 125. Sayı
BİNBİR DAMLA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder